Analiz?

Analiz?

Mart 19, 2019 0 Yazar: Serkan KAYNAR

Aslında bu yazıya “Eeey Ahâli!” diye başlanabilirdi.
Ancak öyle başlamayacağım.
Merhaba Değerli Kios TV izleyenleri/okurları.

Tabiri caizse dananın kuyruğu yaklaşık on gün sonra kopacak. Zannediyorum tablo artık daha görünür hâle geldi. İsterseniz bir bakalım;
Partilerin tamamı tıpkı uzun bir koşunun son yüz metresini koşarcasına çalışıyorlar. Ziyaretler gerçekleştiriyorlar, kendilerine ekranda yer bulmaya çalışıyorlar. Bağlantısı kuvvetli olanlar üst kademelerden misafirler getiriyor onlarla halka sesleniyor, kimisi “Ülkenin bekası” diyor, kimisi “Bu ittifaklarla şehirler yönetilmez” diyor, kimisi de hemşehrilik üzerinden oy toplamaya çalışıyor.

Ben gazeteciliğe dair bir eğitim almadım. Bu yüzden hiçbir zaman “Ben gazeteciyim” demedim. Ancak “Ben yılların gazetecisiyim, seçmeni iyi analiz ederim” diyenleri de bu seçim kaale almayın. Çünkü 31 Mart’ta sandıktan çıkacak sonuçlar tam bir muamma. Eskiden partiler adına çalışan arkadaşlar kendi partilerinin aşağı yukarı ne kadar oy alacağını tahmin edebilirlerdi. Ancak 31 Mart Süreci’nde durumlar farklı. Tüm partiler kazanacaklarından oldukça emin gibi görünüyorlar. Ancak kendilerinden emin görünen başka arkadaşlar da var. Sanki malûm olmuş gibi tüm adayların oy oranlarını tek tek söyleyebilecek kadar vatandaşı manipüle etmeye soyunmuşlar.

Yılların gazetecisi, Gemlik’te gerçekten önemli bir isim olan Sevgili Cemal Kırgız Abimle ufak bir anımızı aktarayım: 24 Haziran’da sandıklar açılmaya henüz yeni başlanmışken bir çay ocağında Sevgili Cemal Kırgız ile birlikte oturuyorduk. Küçük bir iddia ortamı oluştu. Ben tahminimi söyledim. Cemal Abi tahmini söyledi ve oldukça iddialı davrandı. İlginçtir ki benim tahminim doğruydu. Tahminlerde bulunurken hayallerimizden ve özlemlerimizden sıyrılıp halkın gerçekliğinden bakmamız gerekiyor biraz. Bu nedenle tahminimde yanılmadım. Ancak bu günlerde Cemal Kırgız değil, kendini gazeteci olarak tanımlamaya/tanımlattırmaya çalışanlar nokta atışı isimler vererek manipülasyonlar peşinde koşuyor. “Hemşehri dernekleri belirleyici olacakmış, Adnan Bey diğer partilerden kaçan yüksek oy oranını toplayacakmış, Hacı Ömer Yavuz tüm hemşehrilerini aynı çatı altında toplayacakmış” falan filan.

İşte şimdi “Ey Ahali” deme zamanı geldi.
Biz Türk Milleti olarak oyumuzu daha sandığa gitmeden hazırlar, cebimize koyarız. Ama bir yandan da yufka yürekli, samimi insanlar olduğumuz içindir aday kahveye gelse saygıda kusur etmez ayakta karşılarız. Evimize gelecek olsa bütün misafirperverliğimizi kırmızı halı gibi önüne sereriz. Bütün bunlar olurken de cebimizdeki oyun kime olduğunu kimseye belli etmeyiz. Şimdi emin olun ki bu yazıyı okurken aklınızda oluşan senaryo 31 Mart günü karşınıza çıkacak iddiasındayım ben. “Ukâlâlık yapma Serkan Bey” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak inanın niyetim bu değil.

Bizim milletimiz bir garip. Bir yandan kızarız bir yandan da akıllıca davranırız. Tüm seçmenler belki aynı pencereden bakamaz ama pencerelerimizin önünü kim kapatırsa kapatsın kalan o küçücük yerden daha da dikkatli ve hevesli bakarız. Bakın bir Cumhur İttifakı, bir Millet İttifakı ve bir de arada kalan partiler diye bölünmüş millet. Nasıl analiz yapılabilir ki? Nasıl sağlıklı bir tahmin yapılabilir? Yok tepki oyları, yok beka meselesi, onun küskünü, bunun küskünü diye hesaplar yapılıyor. Partiler ve sahadaki ekipleri canla başla çalışırken “Onun oyu buna”, “Bunun oyu ona” gibi söylemler varken nasıl olacak bu analiz işleri?

Ben meclisine bakarım. Hangi parti veya ittifak geldiğinde meclis nasıl olacak diye incelerim. Böyle bakınca yerel seçim göründüğünden daha da karmaşık bir hâl alıyor değil mi? Biraz daha kafa karıştıralım öyleyse:

Bir söylem var. Ekonomistlerin bir kesimi diyor ki “Esas kriz 1 Nisan’dan sonra gelecek”
Peki soruyorum size değerli okur: Böyle bir kriz gelecekse ittifak dinler mi?
Bence kriz hangi şehirde hangi parti olduğuna, hangi ittifak olduğuna pek bakmaz. Bu noktada mecliste kimlerin olduğu ilçenin geleceğini belirler bana kalırsa. Şu an kimin eli kimin cebinde, kim kiminle dost, kim kime düşman pek belli değil ama ülkenin geleceği bekâsı pazarlıkları yapılıyor. Bu kavramlar önemli kavramlar ve bunlar üzerinden pazarlıklar yapılıyor.

Neyse yerele dönelim tekrar. Hiç baktınız mı ittifakların yahut partilerin meclis listelerine? Bence bir bakın. Bir bakın ki beş sene boyunca sizin yerinize karar verecekler, sizin yerinize itiraz edecekler kimlermiş öğrenin. Kimler “Kaldır!” kaldır, kimler “İndir!” indir yapacak? Askerlik yapmış arkadaşlar anlayacaktır. “Yat!” yat, “Kalk!” kalk yapacaklar kimlerdir? Kimlerdir salonu terkedecek olanlar? Halkın sesi olacak olanlar, mücadele edecek olanlar, avantacı olacak olanlar kimlerdir? Bunları bence biraz inceleyin.

Genelde pozitif ama sinirli biriyimdir. Sizleri sıkmadan biraz pozitif enerji aktarıp yazımı sonlandırayım.

Bence bırakın analiz yapmayı Gemlik’in ayarsız, dengesiz, çift karakterli, kendine bir sıfat bulamamış “analistleri” ya da gelin Cemal Abi’yle yaptığımız gibi sizinle de iddiaya girelim.

Halk kendine göre bakıyor daraltılan penceresinden, analizini kendine göre yapıyor. Daha sandığa gitmeden vermiş olduğu kararını sandığa gidince de değiştirmiyor.

Dedim ya Türk Milleti bir garip. “X Partisine ben oy atmıyorum, sen de atmıyorsun, kimse atmıyor, öyleyse nasıl kazanıyor?” Bu söylemi hepimiz biliyoruz.

Seçime neredeyse on gün kalmış. Ne desek boş, bir tek “Hayırlısı” demek kalıyor bize.

Paylaş