<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Kios TV &#45; : Serkan Kaynar</title>
<link>https://kiostv.net/rss/category/serkan-kaynar</link>
<description>Kios TV &#45; : Serkan Kaynar</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2026 &#45;  Kios TV | Tekno Hosting | All rights reserved. / Tüm hakları saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>HUZURUN ve BARIŞIN KENTİ GEMLİK’E HOŞ GELDİNİZ!</title>
<link>https://kiostv.net/huzurun-ve-barisin-kenti-gemlike-hos-geldiniz-28331</link>
<guid>https://kiostv.net/huzurun-ve-barisin-kenti-gemlike-hos-geldiniz-28331</guid>
<description><![CDATA[ HUZURUN ve BARIŞIN KENTİ GEMLİK’E HOŞ GELDİNİZ. Bu söylemle başladı her şey. Meclis toplantılarındaki nazik hareketler, söylemler. Bir umut bu Gemlik gelişecek, kısır çekişmeler bitecek, mutlu bir kent olacak diye. Bir maç spikeri kullanırdı milli takım maç sonunda yenildiğinde “Oysa her şey ne güzel başlamıştı” diye. Çok üzülürdüm gerçekten maç sonunda eller havaya modunda hayallerimizle. Bu köşe yazımda çok şey anlatmak ama hiçbir şey anlatmak istemiyorum açıkçası. Çok üzgünüm Gemlik adına bir kez daha, bir kez daha kızgınım, bir kez daha umutsuz. Nasıl bir gündür 17 mayıs 2021. Tarihe geçecek bir gün yazdığım zaman kızıyor kimileri. Sizce nasıl bir gün... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebb61d522.jpg" length="84391" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 May 2021 00:44:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>anıt, belediye, gemlik, kavga, köşe yazısı, partiler, serkan kaynar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HUZURUN ve BARIŞIN KENTİ GEMLİK'E HOŞ GELDİNİZ. Bu söylemle başladı her şey. Meclis toplantılarındaki nazik hareketler, söylemler. Bir umut bu Gemlik gelişecek, kısır çekişmeler bitecek, mutlu bir kent olacak diye. Bir maç spikeri kullanırdı milli takım maç sonunda yenildiğinde "Oysa her şey ne güzel başlamıştı" diye. Çok üzülürdüm gerçekten maç sonunda eller havaya modunda hayallerimizle. Bu köşe yazımda çok şey anlatmak ama hiçbir şey anlatmak istemiyorum açıkçası. Çok üzgünüm Gemlik adına bir kez daha, bir kez daha kızgınım, bir kez daha umutsuz. Nasıl bir gündür 17 mayıs 2021. Tarihe geçecek bir gün yazdığım zaman kızıyor kimileri. Sizce nasıl bir gün geçirdik, bugün bir sorun bakalım kendinize eyyy sosyal medya kullanıcıları. Şu anda ne görüyorsunuz facebook'ta gezerken hikayelerde, haberlerde. Demek ki geçmişiz yine tarihe. Sabah kötü bir kaza ile başladık güne. 3 işçi kardeşimiz belki abilerimiz bir kaza geçirdiler. Belki de ölümden döndüler, belki bir yerleri kırık, belki hala hastanedeler. Aileleri üzgün, tedirgin, ekmek tuz çeviriyorlar belki de şu an kafalarının üstünde. Hangisinin kaç çocuğu var bilmiyoruz belki de bu akşam babasız gireceklerdi yatağa. Belki de ana haber bültenlerindeydik bu akşam üç işçi hayatını kaybetti diye. Allaha şükür ki hepsi iyiler, ekmek tuz idare ettik yine. Daha yeni gitmiştim olay yerine, bir kaç fotoğraf çektim. Eski belediye başkanı Refik Yılmaz beyin paylaşımını gördüm. Önce geçmiş olsun demiş üç işçiye nezaketen de olsa, sonra kusmuş içindeki zehri, CHP belediyesi bunların yapacağı iş değil demiş özetle. Kızma sayın başkan içimden geçenleri yada anladığımı döküyorum cümlelerime. Bir yorumda beter olsunlar demiş İsmail abi, bir başka yorumda CHP demek heykel demek, put demek demiş Bahattin abi. Babasız kalma ihtimali olan çocukları düşünmemiş Osman abi. Özetle bitti gitti işte, işçiler evinde, müteahhit bir daha yapacak aynı işi uğradığı zarar tavan yapmış, düşünceli. Bugün çok yoğundum aklım meclis toplantısındaydı, yetişebilirsem gitmek istiyordum açıkçası. Ama bu yazıyı yazarken iyi ki gitmemişim diyorum. Canlı yayının tekrarını izleyince yakışmadı huzurun ve barışın kenti Gemlik'in meclisine. Olur böyle şeyler değerli Gemlik halkı sıkıntı yok siyasetçi bu arkadaşlar, bugün tartışırlar yarın barışırlar onlar için problem değil. Esas sen düşün Gemlik halkı sen seçtin bu siyasetçileri bizi yönetsin diye. Gerçi sende haklısın attın oyunu birileri tarafından belirlenmiş listelere. Nerden tutsan elinde kalıyor oysa ne güzel başlamıştı her şey. Hadi ana haber başlığını değiştirelim akşam haberlerinde, CHP'li meclis üyesi ak partili ilçe başkanına saldırdı, meclis karıştı diye. Başlık bu malesef, hele birde iki haberi birleştirdin mi özel dosya olur valla ne dersiniz. Ah be Uğur başkan sen neredeydin, meclis karıştı. Çok mu önemliydi Gemlik için o önemli telefon görüşmesi. Sen olsaydın olmazdı belki karışmazdı meclis. Şimdi tarihi, olaylı meclis desem kızarsın gene bana. Seyrettim başka videodan yine arada kalmış Zeynep hanım Allahtan almış aradan bir görevli çıkarmış o kargaşadan. Çok üzülüyorum Zeynep hanıma da laf aramızda. Neyse uzatmayacağım sizi sıkmak istemiyorum uzun uzun yazılarla. İşte Gemlik'in bir gününün özeti kızmayın bana içimden geldiği gibi yazdım. Bazen sinirleniyorum canlı yayınlarda ne kadar konuğuma ve izleyiciye saygılı olmamda bir sıkıntı olmasa da. Bir cümle kurmuşum bir yayında abartmıyorum on kişi aradı böyle deme söyleme diye. Gemlik bir deprem kenti Allah muhafaza bir yıkıcı deprem olsa binlerce kişi ölecek diye. Hala arkasındayım söylediklerimin Allah bu memlekete bir deprem yaşatmasın umuduyla. Ancak bugün olanları yaşananları görünce üzülüyorum. Bizim için önlem alacak bizim dertlerimizi dinleyecek çözüm yolu bulacak seçilmişlerin derdi başka bizim derdimiz başka. Lan diye hitap eden, Lan kelimesine içerleyen taraflar kozlarını paylaşa dursun, "SESİMİ DUYAN VARMI" cümlesini duyduklarında ne kadar anlamsız bir tartışma içinde olduklarını anlarlar belki. Bu arada özür dilerim "Sesimi Duyan Var mı?"</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nerede o eski bayramların tam karşılığı…</title>
<link>https://kiostv.net/nerede-o-eski-bayramlarin-tam-karsiligi</link>
<guid>https://kiostv.net/nerede-o-eski-bayramlarin-tam-karsiligi</guid>
<description><![CDATA[ Yıllardan beri hep sohbetlerimizin içerisinde yer bulan bir cümledir “Ahh Ahhh Nerede O Eski Bayramlar” söylemi, sizce neden bu hasret neden bu özlem neyini arıyoruz acaba o eski bayramların. Herkesin hatırladığı bir yaş vardır kendi çocukluğundan. Kimi beş kimi sekiz kimi on, benim mazim yedi yaşımda başlıyor yediden öncesi yok malesef. Ama hatırlıyor musun yedi yaşında yaşadığın bayramları derseniz o da yok. Eski bayramlar dediğimizde herkesin aklına gelen kültürü farklı, yaşamı farklı, aile yapısı farklı olduğundan hatırladıkları da komple farklı hatıralar barındırıyor. Ama ortak nokta çocuk olmamız olduğundan aslında hatıralar hep de aynı kapıya çıkıyor. Şimdiki gençlerin bizim bu hatıralara... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebb80bdb6.jpg" length="82010" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 Apr 2021 13:06:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>afet, aşı, ayakkabı, can, çocuk, değer, ders, dükkan, eski bayramlar, kar, karar, köşe yazısı, köy, müze, serkan kaynar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardan beri hep sohbetlerimizin içerisinde yer bulan bir cümledir “Ahh Ahhh Nerede O Eski Bayramlar” söylemi, sizce neden bu hasret neden bu özlem neyini arıyoruz acaba o eski bayramların. Herkesin hatırladığı bir yaş vardır kendi çocukluğundan. Kimi beş kimi sekiz kimi on, benim mazim yedi yaşımda başlıyor yediden öncesi yok malesef. Ama hatırlıyor musun yedi yaşında yaşadığın bayramları derseniz o da yok. Eski bayramlar dediğimizde herkesin aklına gelen kültürü farklı, yaşamı farklı, aile yapısı farklı olduğundan hatırladıkları da komple farklı hatıralar barındırıyor. Ama ortak nokta çocuk olmamız olduğundan aslında hatıralar hep de aynı kapıya çıkıyor. Şimdiki gençlerin bizim bu hatıralara verdikleri tepkiler yaşadığımız bu dönemin şartlarını düşünürsek onlara garip, komik gelmesi gayet normal. Çünkü bayramdan önce arefe günü kapalı çarşıdan bayramlık elbise, ayakkabı almanın verdiği sevinci kelimelerle anlatmak imkansıza yakın. Aslında yaşı bana yakın yada benden büyük olanlar daha iyi anlayacaktır beni. Bizim için arefe günü çok daha önemliydi bayramdan. Hep kafada bir soru işareti bayramlık alınacak mı? Hem pantolon hem tişört hem de ayakkabı tek kalemde alırlar mı acaba. Ayakkabı şöyle olacak tişört bu renk olacak acaba istediklerimi alacaklar mı? Genelde olmazdı. Hep isyan ettiğim konu; kurban bayramı yakın, diğer bayramda da giyer mantığıydı. O dönem anlamıyordum o mantığı ama şimdi çok daha iyi anlıyorum. Genelde büyük alınırdı bana küçüğüm diye sanırım. Ama en iyi en kaliteli giysileri de alsalar rahmetli abiminkiler daha güzeldi daha kaliteliydi. Çocukluk işte. Genelde anne karar verdiği için kıyafetlere hep üzgün dönerdim alışverişten. Hep aklım kalırdı bir parça kıyafette. Muhakkak olurdu böyle bir hayal kırıklığı mutlaka yaşanırdı. Kaç yaşımdaydım hatırlamıyorum; eski pazar caddesinde bir dükkandan bayram kıyafetleri alırken bir süveter gördüm, çok beğendim ama annem oralı bile olmadı, çünkü o kafasında kombini yapmıştı bile. Çok ısrar ettim ağladım yalandan sızlandım. Çocuğuz ya bazen tutuyor yalandan ağlamalar. İkna ettim annemi aldırdım o gri süveteri, başarmıştım ilk kez, içine gömleğimi, pantolonumu, ayakkabımı ama süveterdi benim aklımda kalan. Açık gri koyu gri baklafa motifleriyle süslenmiş süveter. Annem bunun iyi bir kumaşı yok başka bir şey bak deyince almak istemiyor diye düşünmüştüm. O gece başımdaydı o süveter, ayakkabılar çekyatın kenarında; pantolon, gömlek plastik askıda asılı bekliyor bayram namazını. Bayram namazı derken olmazsa olmazımızdı ailenin küçük büyük erkekleri aynı anda çıkar evden yan yana inerdik camiye. Dedem bakar bakar gururlu, vakur bir şekilde gözleri dolardı. Hep aynı cümleyi kurardı her bayram “ nasıl bırakıp gideceğim ben bu oğlanları” derdi. Çok kalabalık bir aile yapımız olmadığından dört kişiydik topu topu camiye inen tayfa ama dedemin gözlerine baktığımızda yeniçeri ordusu gibi giderdik camiye. Gururla yürürdü kamburu sırtında ama dik duruşuyla asil, şükür gözlerinden okunuyordu açıkça. Bizim Engürü’de bayram namazından sonra sıraya girip bayramlaşmak adeti kalmamış “eskiden varmış sanıyorum”, namazdan çıkan doğru mezarlığa gider koşar adımlarla. Çok yakının olmayınca mezarlıkta bazen gitmesek olmaz mı derdim dedeme “olmaz beklerler bizi oğlum” derdi. Bu söylemlerle mezarlık ziyaretine alıştırıldı bizim çocuklar, şimdi çok daha iyi anlıyorum bizi bekleyenlerin olduğu konusunun mantığını. En sevdiğim kahvaltılardı. Bol çeşit olurdu masada, ne alaka diyebilirsiniz değerli okur ama bayram kahvaltısı deyince pastırma gelir aklıma, bu da şunu açıklıyor sanırım normal zamanda pek gelmezdi önümüze pastırma. Çok çeşit olunca da bu kahvaltı sofraları hafızamıza kazınmış diye düşünüyorum. Herkesin çocukluğunun bayramı farklıdır diye tahmin ediyorum, şunu kabul edelim yokluk yoktu benim çekirdek ailemde ama şu zamandaki bolluk ta yoktu be, o yüzden farklıydı bayram sabahı kahvaltı masaları. Nasıl taşırız kendi çocuklarımıza bayram kültürlerini yada öğretebildik mi bilmiyorum ama bence olmadı, o heyecanı o kültürü yedi sekiz günlük hatta on günlük izinlerle tatil kültürüne çevirdik bayram heyecanlarını. Hele hele bundan sonra nasıl başarırız, yeni nesil kıymetini bilir mi bayramların şüphe içerisindeyim. Bayram deyince arkadaşlarımla köy meydanında oyunlar geliyor aklıma. Torpil, kızkaçıran, mantar tabancası vs. eğlence anlayışımız buydu o yıllarda, hani size açık gri koyu gri tonlamalarıyla baklava desenli bir süveterden bahsetmiştim hatırladınız mı? Zibidi bir arkadaşımın üzerime attığı o kızkaçıran telef etti o açık gri koyu gri tonlamalarıyla baklava desenli o süveteri. O nalet kızkaçıran tam göğsüme geldi ve delindi o baklava desenli süveter. Annem yine haklı çıkmıştı “bunun iyi bir kumaşı yok” derken polyester kumaşı anlatamamış bana. Gayret etmiş ama dayanamamış ağlamama velhasıl. Ne kadar acı aslında çocukluğumuzun bayramını anlatırken açık gri koyu gri tonlamalarıyla baklava desenli süveterin aklıma gelmesi, ama bugün bu yazıyı yazarken keşke benim de oğlumun başına gelse onun da bir bayram ile ilgili anısı olsa diye geçiriyorum içimden. Açık gri koyu gri tonlarıyla baklava desenli süveter tadında bayramlar geçirebilmemiz dileği ile. Mutlu sağlıklı bayramlar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>COVİD&#45;19</title>
<link>https://kiostv.net/covid-19</link>
<guid>https://kiostv.net/covid-19</guid>
<description><![CDATA[ Yüz yılda bir yaşanması muhtemel bir bela Covid-19 hala devam ediyor. Ben bu yazıyı yazarken yeni yasaklar gelmiş, yaşlılar ve gençler evde hapis, esnaf kapalı, ekonomi berbat. Allah aşkına güzel ne var bu hayatta şu an? Öksüren birine vebalı gibi bakılıyor, aileler bile bir araya gelemiyor, esnaf iş yapamıyor herkez gergin. Bitse de gitse nalet kurtulsak artık, en üzüldüğüm konuları biraz paylamak istiyorum sizlerle. Yaşlılarımız ve çocuklar. Daha önce de bir yazımda bahsetmiştim, 65 yaş üstü yaşlılarımızda gelen yasakla çok acımasız söylemlerde bulunulmasından rahatsız olduğumu belirtmiştim. Son gelen yasaklarla süreç yine başa döndü maalesef. Kırmadan, üzmeden, neden olduğunu düzgünce anlatmadan... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebbdacf2a.jpg" length="77992" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 12:35:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>aşı, çocuk, covid-19, ders, eba, eğitim, kar, karşı karşıya, okul, pandemi, serkan kaynar, yasak, yasaklar, yeni yasaklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüz yılda bir yaşanması muhtemel bir bela Covid-19 hala devam ediyor. Ben bu yazıyı yazarken yeni yasaklar gelmiş, yaşlılar ve gençler evde hapis, esnaf kapalı, ekonomi berbat. Allah aşkına güzel ne var bu hayatta şu an? Öksüren birine vebalı gibi bakılıyor, aileler bile bir araya gelemiyor, esnaf iş yapamıyor herkez gergin. Bitse de gitse nalet kurtulsak artık, en üzüldüğüm konuları biraz paylamak istiyorum sizlerle. Yaşlılarımız ve çocuklar. Daha önce de bir yazımda bahsetmiştim, 65 yaş üstü yaşlılarımızda gelen yasakla çok acımasız söylemlerde bulunulmasından rahatsız olduğumu belirtmiştim. Son gelen yasaklarla süreç yine başa döndü maalesef. Kırmadan, üzmeden, neden olduğunu düzgünce anlatmadan bu söylemlerin konuşulması gerçekten çok acı. Bizim kültümüz, dinimiz yaşlıya hürmetten, saygıdan taviz vermeyen bir düşünceye sahip. Lütfen bu salgından en çok etkilenenlerin bizim yaşlılarımız olduğunu unutmayalım. Hayatını kaybeden birçok yaşlımızın çocuklarıyla, torunlarıyla vedalaşamadan ayrıldıklarını unutmayalım. Gelelim çocuklarımıza. Okuluna gidemeyen yarım yamalak online sistemler ile öğrenmeye çalışan, böyle giderse okula gitmeden mezun olacak yetersiz mezunlarımız olacak. Sık sık tartışılan eğitim sistemimiz, eğitimde geri kalan bu çocukları nasıl normal rutin eğitime döndürecekler bilmiyorum. Zor bir süreç bizleri bekliyor. Peki ya esnaf? Zaten ekonomik kriz varken birde pandemi ile karşı karşıya kalan esnaf zor durumda. Günlük geçim giderini karşılayan iş yerleri halen daha kapalı. Bir paket servis furyası aldı başını gidiyor. Sanki tüm halk dışarıdan söylüyormuş yemeğini gibi. Halkın, milletin cebinde para mı var her öğünü dışarıdan söylesin? Zor sevgili okur zor, bu belanın hayatımızdan çıkması, kültürel ve ekonomik sıkıntıları atlatabilmemiz, normal bir yaşama dönüşümüz kaç yıl sürer Allah bilir. Tamam konu sıkıntılı farkındayım lütfen kızmayın bana uzattım diye. Ancak sevdikleri insanları kaybedenler. İşini kaybedenler. Hedeflerini, arzularını kaybedenler. Kaliteli bir eğitim fırsatını kaybedenler. Küçücük çocukların hayatlarının en güzel zamanlarını kaybetmeleri. Yani kısacası kaybetmek üzerine dehşet bir konu kaleme almaya çalışıyorum. Kısacası “KAYBETMEK” saygılarımla.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜNDEM</title>
<link>https://kiostv.net/gundem-28344</link>
<guid>https://kiostv.net/gundem-28344</guid>
<description><![CDATA[ Ben kaliteli bir köşe yazarı olmayabilirim, ama iyi konuşabilirim. Ancak konuştuklarımı yazıya dökerken biraz zorlanıyorum. Kızdığım bir konuya konuşur gibi yazmak aslında benim için kendi cümlelerimi kullanarak daha kolay oluyor. Cümlenin sonuna iki kelime bir küfür yerleştirdim mi süper oluyor, ama öyle de olmuyor işte. Neyse yazıya giriş yapmak hep zor oluyor benim için. Bugün 18 Şubat 2021 saat 08:40 ofisimdeyim, açıkçası sabahları beynim boş iken yazmak biraz daha kolay oluyor benim için. Yüzyılda bir gelen bir afet, bir bela ile tüm dünyanın uğraşı devam ediyor. Covid-19 laneti hayatımızdan yaşama sevincimizi, gayretimizi, gülen yüzlerimizi çalmaya devam ediyor. Eksiliyor günlerimiz o... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebc272abc.jpg" length="77947" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Feb 2021 00:44:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>covid-19, gemlik, köşe yazısı, serkan kaynar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben kaliteli bir köşe yazarı olmayabilirim, ama iyi konuşabilirim. Ancak konuştuklarımı yazıya dökerken biraz zorlanıyorum. Kızdığım bir konuya konuşur gibi yazmak aslında benim için kendi cümlelerimi kullanarak daha kolay oluyor. Cümlenin sonuna iki kelime bir küfür yerleştirdim mi süper oluyor, ama öyle de olmuyor işte. Neyse yazıya giriş yapmak hep zor oluyor benim için. Bugün 18 Şubat 2021 saat 08:40 ofisimdeyim, açıkçası sabahları beynim boş iken yazmak biraz daha kolay oluyor benim için. Yüzyılda bir gelen bir afet, bir bela ile tüm dünyanın uğraşı devam ediyor. Covid-19 laneti hayatımızdan yaşama sevincimizi, gayretimizi, gülen yüzlerimizi çalmaya devam ediyor. Eksiliyor günlerimiz o kısacık hayatlarımızdan. Ofisimin camlarından Gemlik’e bakıyorum her yer bembeyaz. Bu beyaz örtü her yeri örtse, bu virüs de ölse diye geçiriyorum içimden çocuk kafasıyla belki de. Acaba eskiye dönebilecek miyiz diye geçiriyorum içimden; aile sohbetleri, dost meclisleri gelebilecek miyiz yine bir araya. Şüphesiz, korkusuz, samimi masalarda oturabilecek miyiz yine kol kola, yanak yanağa ne dersiniz sizce olabilecek mi? Çok üzülüyorum çocuklara, mal gibi hissediyorum kendimi diyen okuluna gidememiş üniversiteli gençler, ellerinden telefon düşürmeyen, ekrana bakıp bakıp kendi kendine konuşan liseliler, tam gelişme çağında olan, tam işlenmesi gerektiği dönemde ellerinde tablet ve telefon abuk subuk videoları izleyen daha da küçük yavrularımız. Eğitim anlamında bu belanın verdiği zarar kaç yılda geri getirilir, zararı kaç yılda karşılanır tahmin edemiyorum ama tahmin edebilecek, önlemini alabilecek bir Milli Eğitim Bakanlığı hayal ediyorum. Zaten kör topal aksak ekonomiyi de açarsak bu yazı bitmez. Gemlik’i mi soruyorsun değerli okur, tabi tabi onu da yazayım kısaca size. Allah’ın yıllardır vermediği 4cm kar kriz yaşattı Gemlik’te her zaman olduğu gibi. Olduydu olmadıydı, yettiydi yetmediydi konuşuluyor Gemlik sosyal medyasında. Sanki tuzlama işini Belediye Başkanı yapıyormuş gibi, Belediye Başkanı nerede diye sorgulayanlar bile oldu. İzledim, okudum güldüm de güldüm. Kriz yaşamaya alışmışız kanımızda zehir olmadan rahat edemiyoruz. Kriz bizim yaşam standartlarımızın içinde 1 numaraya yükselmiş maalesef. Ekmeğe de girelim mi acaba? Yok yok girmeyelim! Girelim mi? Allah Allah kararsız kaldım bak! Bir diyorum girelim konuşalım diye, bir vazgeçiyorum boşver girmeyelim diye. Çok kararsız kaldım bak değerli okur. Gireyimmi girmeyeyim mi? İşte tam da böyle oldu ekmek meselesi. Krizsever bir toplum olduk derken arıyoruz kendimize oyalanacak bir şeyler. Ekmek de böyle oldu işte, ama size teknik anlamda şöyle böyle oldu, süreç böyle gelişti diye anlatıp sizleri yormayacağım. Ekmeğe zam geldi netice bu işte ama müsaade buyurursanız, özür dileyerek konuyu bir cümle ile özetlemek istiyorum. “İşini bilmedik çavuşlar, döner kıçını avuçlar.” Saygılarımla.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son Karar Yüce Meclis’te!</title>
<link>https://kiostv.net/son-karar-yuce-mecliste-28350</link>
<guid>https://kiostv.net/son-karar-yuce-mecliste-28350</guid>
<description><![CDATA[ Son Karar Yüce Meclis’te! Bu yazıyı yazmak ne kadar bir değer olsa da, ne kadar bu işte bilgili olsa da bu saatten sonra kimseye kalmaz kusura bakmayın mücadelem ile bana kalır. Değerli dostlar yazımın konusu Gemlik Belediyesi’nin pazartesi günü gerçekleştireceği meclis toplantısının bir maddesi, yani Doktor Seyfi Evi’nin meclis kararıyla Gemlik Girit ve Rumeli Derneğine mübadele evi olmak şartı ile bu derneğe tahsis edilmesi. Bildiğiniz gibi Kios tv olarak bir haber yaptık ve kamuoyunun tepkisini ölçerek Gemlik Belediyesi’ne mesaj vermeye çalıştık. Şimdi duyuyorum ki nerden çıktı Serkan Kaynar neden bu konunun üzerine gidiyor diye konuşuluyor. Değerli dostlar yaklaşık 4 yıldan... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebc81f2cc.jpg" length="86297" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 05 Dec 2020 00:44:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>doktor seyfi arkan, köşe yazısı, meclis toplantısı, mübadele evi, müze, serkan kaynar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son Karar Yüce Meclis'te! Bu yazıyı yazmak ne kadar bir değer olsa da, ne kadar bu işte bilgili olsa da bu saatten sonra kimseye kalmaz kusura bakmayın mücadelem ile bana kalır. Değerli dostlar yazımın konusu Gemlik Belediyesi’nin pazartesi günü gerçekleştireceği meclis toplantısının bir maddesi, yani Doktor Seyfi Evi'nin meclis kararıyla Gemlik Girit ve Rumeli Derneğine mübadele evi olmak şartı ile bu derneğe tahsis edilmesi. Bildiğiniz gibi Kios tv olarak bir haber yaptık ve kamuoyunun tepkisini ölçerek Gemlik Belediyesi’ne mesaj vermeye çalıştık. Şimdi duyuyorum ki nerden çıktı Serkan Kaynar neden bu konunun üzerine gidiyor diye konuşuluyor. Değerli dostlar yaklaşık 4 yıldan beri sizlerin karşısında gerek programlarımla gerekse yazı ve haberlerimle ekranların karşısında sizlerin sözcüsü olmaya gayret gösteriyorum ve ben bu süre zarfında Doktor Seyfi ismini yüzlerce kere telaffuz ettim. Adamı tanımam ama Gemlik’in bir değeri olduğunu düşünerek anılması ve gelecek nesillere böyle bir doktor gelmiş geçmiş Gemlik’ten densin istiyorum mücadelem yeni değil yıllardır bu mücadeleyi dile getiriyorum. Ayrıca yaptığımız haberde hiç bir şekilde Girit ve Rumeli Derneği ismine yer vermedim adres göstermedim. Çünkü benim bu dernekle şahsi bir meselem olmadı olamazda. Çünkü özellikle bu dernek başkanı Ahmet Çakmak Beyefendi'nin gerekse kişiliği gerekse mücadelesini takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. Ama genel manada tüm çalışmayan, toplumun geneline faydası olmayan, sadece kendi hemşerilerine hizmet veren çaycılık yapan tüm derneklere oldum olası karşıyım. Dernekçilik demek toplumu ayrıştırmaktır, bölmektir diye düşünenlerdenim.   Gelelim tadilatı biten Doktor Seyfi’nin evine. 475 000 tl para harcandı bu binanın restorasyonuna. Kimin parası bu. Senin benim onun yani bizim paramız bize hizmet etmesi gereken belediyenin cebinden, kasasından çıkan para bu. Şimdi sorarım sizlere kelime oyunlarıyla inandırılacak kadar aptal değiliz çok şükür. Aynen yazıyorum cümleyi; “Gemlik Belediyesinin Girit ve Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği ile belediyemiz arasında mübadele evi projesi için ortak protokol yapılması.” Evet, cümle bu. Böyle okunacak mecliste ve tüm üyeler el kaldıracak ve oy çokluğuyla geçecek. Peki, bu binanın anahtarı kimde olacak Sayın Ahmet Çakmak’ta. Yani Gemlik Girit ve Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanında. Şimdi sizi 2017 yılına götürmek istiyorum; Ahmet Bey ve yönetimi o dönemin Belediye Başkanı Refik Yılmaz'a ziyarete giderler. Verdikleri dilekçede "İlçedeki tarihi yapılardan birinin, mübadele evi ve müze olarak kullanılmak üzere" derneğe tahsisi için talepte bulundular. Sayın Çakmak yaptığı açıklamada "1923 yılında Girit ve Rumeli'den dedelerinin yaptığı göçlerin hikayesini, yarattığı sosyal - kültürel değişimleri anlatmak ve tarihi objeleri Mübadele Evi'nde koruma altına alarak, kültür değerlerine sahip çıkmak" istediklerini ifade etti. "Yüz yıllık makas, iki yüz yıllık halı, göçlerde kullanılan valizler ve sandıkları gibi birçok tarihi objelerin sergilenmek üzere hazır olduğunu, kültür ve turizm alanında ilçemizin gelişimine katkı sağlamak istiyoruz" dedi. Refik Yılmaz ise; "Geçmişin emanetlerinin, geleceğe taşınması konusunda herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi, her kesimin kendi kültürünü koruması ve sahip çıkması gerektiğini" anlattı. Bir üst satırda Refik Yılmazın son kurduğu cümle tamda dernekçilik anlayışının aslında bir ayrıştırmaya, belli kesimleri diğer insanlardan soyutlamaya uygun bir örnektir. Kendi söylemleriyle Ahmet Çakmak Beyin "bizim lokalimiz de var dernek binamızda var" derken neden Gemlik Belediyesi'nin bu kadar para harcayarak ortaya çıkardığı bu binanın Sağlık Müzesi olmasına itirazını ve Mübadele Evi için ısrarına anlam veremiyoruz. Mübadele Evi için daha haşmetli, yine tarihi bir bina düşünülemez mi? Bu binanın ismine Mübadele Evi dendiğinde, Doktor Seyfi’nin adının unutulacağını bir daha anılmayacağını yeni neslin bir daha hiç duymayacağının farkında mısınız? Amacınız unutturmak ise söylenecek bir şey kalmıyor zaten. Peki, ne yapılabilir? Devlet hastanesi yeni yerine geçtiğinden beri merkezde ücretsiz iğne bile yaptırılabilecek bir yer olmadığını bilmiyor musunuz? O kadar mı kopuksunuz halktan? Üst giriş tarafı Doktor Seyfi’nin eşyalarının ve Gemlik’te hizmet etmiş vefat etmiş veya ileride vefat ettiğinde tüm doktorların anılarını taşıyan bir mikro müze, alt sahil girişine ise bir aşı evi yapıldığında halka daha dokunan bir proje olmaz mı sizce? Eğer amaç halka dokunmaksa böyle değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Şimdi gelelim meclis üyelerine. Sizi oraya takdir eden, yakıştıran, sizlere güvenip protokol veren bu halkın isteği yorumlarda, anketlerde belli. Bunu bile bile göre göre nasıl onay vereceksiniz bu teklife. Sizden ricam haber altındaki yorumlara, anketlere bir daha bakmanız. Hepiniz akıllı, vizyon sahibi bireylersiniz ki oradasınız karar mercisi olmuşsunuz. Şunu bilin ki her imkanı olmayan vatandaşın belki de cebindeki son parayı gecenin bir köründe taksi masrafı olarak harcayıp ertesi gününü parasız geçirmesine sebep olabilirsiniz. Bir dakikada olsa siyaseti bir yana bırakıp bir de olaya bu taraftan bakın herkes sizin gibi imkan sahibi olmayabilir.   Son olarak benim ve Gemlik Halkı için önemli bir karar olacak bu karar. Halkın fikrini bu kadar belli ettiği bir konuda Gemlik Belediyenin ve meclis üyelerinin nasıl bir reaksiyon alacağını çok merak ediyorum. Halkın fikirlerine kulaklarını mı tıkayacaklar yoksa halkın fikrini dinleyip sosyal belediyecilik anlayışını mı uygulayacaklar hep birlikte göreceğiz. Alınacak her karara Serkan Kaynar olarak saygım sonsuz ama sizleri vereceğiniz bu tarihi kararda, Kios Tv ekibi ve Serkan Kaynar olarak yalnız bırakmayıp Cemil Meriç Kültür Merkezi'nde Pazartesi günü yapılacak meclis toplantısında meraklı gözler ile sizleri izliyor olacağız. Kalın sağlıcakla...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ya Sabır – Deprem (Serkan Kaynar Kaleminden)</title>
<link>https://kiostv.net/ya-sabir-deprem-serkan-kaynar-kaleminden-28351</link>
<guid>https://kiostv.net/ya-sabir-deprem-serkan-kaynar-kaleminden-28351</guid>
<description><![CDATA[ Merhaba sevgili dostlar. Birkaç aydır köşe yazısı yazmamıştım. Kios TV dergisi vesile oldu. Ha bu arada yeni derginiz hayırlı olsun. İyi okumalar diliyorum. Ekipten arkadaşlar Serkan Bey köşe yazısı yazacak mısınız diye sorduklarında, eee ilk sayı yazmam lazım tabii dedim. Bildiğiniz gibi son zamanlarda kafayı deprem ve kentsel dönüşümle bozduğum için hemen aklıma bu geldi ve yazmaya başladım. Şimdi programlarda da sık sık dile getiriyorum, Türkiye’nin neresinde deprem olursa olsun hele bir de bize yakınsa depremin merkez üssü Allah başlıyoruz konuşmaya. Evde, işte, kahvede… yer mekan fark etmez konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz neden? çünkü korkuyoruz. Hem de çok korkuyoruz. Evimiz yıkılacak... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebc9126d9.jpg" length="78549" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2020 00:44:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>AMC, aşı, belediye, bursa, deprem, gemlik, gemlik belediyesi, köşe yazısı, meclis, program, serkan kaynar, tarih, toki, türkiye, TV, ya sabır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sevgili dostlar. Birkaç aydır köşe yazısı yazmamıştım. Kios TV dergisi vesile oldu. Ha bu arada yeni derginiz hayırlı olsun. İyi okumalar diliyorum. Ekipten arkadaşlar Serkan Bey köşe yazısı yazacak mısınız diye sorduklarında, eee ilk sayı yazmam lazım tabii dedim. Bildiğiniz gibi son zamanlarda kafayı deprem ve kentsel dönüşümle bozduğum için hemen aklıma bu geldi ve yazmaya başladım. Şimdi programlarda da sık sık dile getiriyorum, Türkiye’nin neresinde deprem olursa olsun hele bir de bize yakınsa depremin merkez üssü Allah başlıyoruz konuşmaya. Evde, işte, kahvede... yer mekan fark etmez konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz neden? çünkü korkuyoruz. Hem de çok korkuyoruz. Evimiz yıkılacak diye, enkaz altında kalacağız diye Gemlik’in zemini kötü kötü diye anlattılar, beynimize soktular diye. Peki bir bakalım 1999 depreminden sonra geçen 21 seneye şöyle. Hiç mi bir şey yapılmadı? tabii ki yapıldı ama yeterli miydi? tabii ki hayır. Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum bir açıklama yaptı muhalefete, tabii dolaylı olarak bize. Toplanan deprem paraları dönüşümlere ve depremzedelere kullanıldı. Hem de 8 katı harcandı diye. İnandım mı... Evet, inandım. Ama bir bakalım çevremize Gemlik için ne kadar harcandı diye. Balıkpazarı’nda 2 nolu cadde de 5. katta oturan ve 99 depreminde yatağında uyuyan Osman amca hala o evde oturuyor. Korkuyordu, hala korkuyor. Çünkü o tarihte de evinden korkuyordu, halen korkuyor. Ne değişti Osman amca için? Ha pardon ev sahipleri toplanıp yalıtım yaptırdılar binaya. Valla değdi be cilli gibi oldu bina. Ama dert yanıyor hala. O kadar para verdik yalıtıma kolonlar sıvalarıyla beraber yalıtım da dökülüyor diyor. Serkan Bey, yalıtımcı iyi yapmamış yalıtımı diye. Haklısın Osman amca, sen de haklısın... Bizi yönetenler durdu mu? Tabii ki hayır. Cihatlı bölgesinde bir sürü konut yapıldı ihtiyaç sahiplerine, engellilere, şehit yakınlarına öncelik tanındı. Şu kadar süre Gemlik’te oturmuş olma şartı, şu kadar süre satamazsın şartı gibi özellikler kondu. Ama baktık ki sonradan Bursa’da gerçekleşen Erzurum Derneği Şenlikleri’nde stant açtı Gemlik Belediyesi daire satmak için. Olsun yine de ihtiyaç sahipleri için yapıldı. Şüpheniz mi var? Valla çok ayıp, demeyin böyle. Gitti belediye başkanı, geldi belediye başkanı. Ne oldu? Yarım kalan konutlar kambur oldu yeni belediyenin sırtına. Uğraşıyorlar şimdi ne yapalım da kurtulalım şu kamburdan diye. Müjdeee Toki gelecek, atacağız sırtımızdaki kamburu inşallah.Eee bizim bir de özel KHK’mız da vardı. Deprem riski yüzünden imara özel olarak açılan makilik alan olmaz mı oraya yüzlerce konut. İlk depremde yıkılacak enkaz altında bağıra bağıra ölecek fakir halk için olur olur neden olmasın. Off o da olmaz maalesef. Eski belediyeyi eleştiren ‘belediye müteahhitlik yapmamalı’ diyen yeni belediye nasıl tükürdüğünü yalayacak. Şimdi o da olmaz gibi görünüyor. Neyse dur dur çözeceğiz, bir bekle bakalım acele etme. Belediye yönetiminde aslan gibi meclis üyelerimiz var. Onlardan biri bir teklif sunar şimdi, olay anında çözülür. Olur olur çözeriz dur. Off onların da çoğu müteahhit, yaparlar mı acaba böyle bir şey, atarlar mı bir adım. Atarlar atarlar öyle deme çok ayıp. Biz böyle yaza çize, konuşa konuşa olacak inşallah. Çıkacak bir gün biri insanlar ona güvenecek ‘emin’ sıfatıyla her şeyi çözecek elindeki sihirli değnekle. Ama ne yazarsak yazalım bir gerçek var ortada ‘deprem öldürmez bina öldürür’ gerçeği. Bizi de deprem öldürmeyecek belki ama yaşadığımız bu yıllardaki siyasi anlaşmazlıklar, ticari kaygılar, gamsızlıklar öldürecek. Aslında sizleri öncelikle tevekküle davet etmek isterdim ama maalesef sizlere Allah’ın rahmetini diliyorum. Bir söylemle bitirmek istiyorum yazıyı YA SABIR...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“Analiz”</title>
<link>https://kiostv.net/analiz-2-28352</link>
<guid>https://kiostv.net/analiz-2-28352</guid>
<description><![CDATA[ BİR MEKTUP YAZMAK İSTEDİM, SİZLERLE PAYLAŞIYORUM UMARIM BEĞENİRSİNİZ… “SEVDİĞİM, SAYDIĞIM, ÇEKİNDİĞİM SANA BU MEKTUBU GEMLİK ESKİ PAZAR CADDESİNDEN YAZIYORUM AMA TÜM GEMLİK`İ KAPSASIN LÜTFEN RİCA EDİYORUM. GEÇEN HAFTA KUMLA, KARACAALİ VE NARLI KESİMİNİ DOLU VURMUŞTU MALESEF KÖYLÜNÜN BİR SENELİK EMEĞİ 10 DAKİKADA HEBA OLDU, TÜM HAYALLERİ İSE YERLE YEKSAN OLDU GİTTİ. KİMİSİ DÜĞÜN YAPACAKTI SENEYE, KİMİSİ TRAKTÖR ALACAKTI, KİMİSİ DE BİR ÖNCEKİ SENENİN BORÇLARINI ÖDEYECEKTİ ANCAK DOLU VURDU, DOLU HEM HAYALLERE VURDU HEM DE ZEYTİNE… 2 GÜN ÖNCE DE MALESEF GEMLİK’İ VURDU YİNE 10 DAKİKA DOLU VE SAĞANAK YAĞIŞ. ÇEVRE KÖYLERDE ZAHİYAT BÜYÜK. GEÇTİĞİMİZ HAFTA MAĞDURLARA ÜZÜLEN ÇİFTÇİ ŞİMDİ KENDİSİNE... ]]></description>
<enclosure url="https://kiostv.net/uploads/images/202601/image_870x580_6973ebc9ea88d.jpg" length="94508" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 00:44:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>afet, analiz, deprem, dolu, eba, et, gemlik, il, kar, köşe yazıları, kumla, mahalle, pazar, serkan kaynar, yaz, yol</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİR MEKTUP YAZMAK İSTEDİM, SİZLERLE PAYLAŞIYORUM UMARIM BEĞENİRSİNİZ... "SEVDİĞİM, SAYDIĞIM, ÇEKİNDİĞİM SANA BU MEKTUBU GEMLİK ESKİ PAZAR CADDESİNDEN YAZIYORUM AMA TÜM GEMLİK`İ KAPSASIN LÜTFEN RİCA EDİYORUM. GEÇEN HAFTA KUMLA, KARACAALİ VE NARLI KESİMİNİ DOLU VURMUŞTU MALESEF KÖYLÜNÜN BİR SENELİK EMEĞİ 10 DAKİKADA HEBA OLDU, TÜM HAYALLERİ İSE YERLE YEKSAN OLDU GİTTİ. KİMİSİ DÜĞÜN YAPACAKTI SENEYE, KİMİSİ TRAKTÖR ALACAKTI, KİMİSİ DE BİR ÖNCEKİ SENENİN BORÇLARINI ÖDEYECEKTİ ANCAK DOLU VURDU, DOLU HEM HAYALLERE VURDU HEM DE ZEYTİNE... 2 GÜN ÖNCE DE MALESEF GEMLİK'İ VURDU YİNE 10 DAKİKA DOLU VE SAĞANAK YAĞIŞ. ÇEVRE KÖYLERDE ZAHİYAT BÜYÜK. GEÇTİĞİMİZ HAFTA MAĞDURLARA ÜZÜLEN ÇİFTÇİ ŞİMDİ KENDİSİNE YANIYOR. ONLARIN DA HAYALLERİ HEBA OLDU, BİR YILLIK EMEK BOŞA GİTTİ. LÜTFEN GÖR BU ÇİFTÇİYİ YA DA GÖRMEYENLERİN GÖRMESİNİ SAĞLA RİCA EDİYORUM... BİR DE BİR KONU DAHA VAR. 2020 YILINDAYIZ AMA 10 DAKİKA SAĞANAK YAĞIŞ YÜZÜNDEN GALİBA BİZİM ALTYAPI ÜSTYAPI HEPSİ ÇÖKTÜ SANIYORUM ÇÜNKÜ 2 GÜNDÜR BİZİM EVLERİMİZDE SU YOK. İNSANLAR TEMEL İHTİYAÇLARINI BİLE GÖREMİYOR. 2020 YILINDAYIZ AMA MALESEF TUVALET, ABDEST GİBİ İŞLERİMİZİ BİLE GÖREMİYORUZ. ÇOK ÜZÜLÜYORUZ AMA ELİMİZDEN BİR ŞEY GELMİYOR. TÜM DEVLET YETKİLİLERİMİZ, KURUMLAR HERKES ÇALIŞIYOR AMA BİZİM MAHALLEDE ÇEŞMEDEN SU AKMIYOR. NAMAZ KILICAZ, ABDEST ALICAZ, TUVALETE GİRİCEZ OLMUYOR. BULAŞIKLAR BİLE DAĞ GİBİ OLDU. MERAK EDİYORUM YARIM AFETTE BİLE BİZİM ALTYAPIMIZ NEDEN ÇÖKTÜ. ACABA DURUP DURUP SAAT DEĞİŞTİREN, DEĞİŞTİRDİĞİ SAATLERE KAFASINA GÖRE PARA YAZAN, YAPTIĞI ALTYAPI PARASINI BİLE MİLLETE YAZAN, YAPMASI GEREKEN YATIRIMLARI YAPMAYAN, BU TİP AFETLERE HAZIR OLMADIĞI KANITLANMIŞ, TESCİLLENMİŞ BUSKİ MİDİR SUÇLU? BANGIR BANGIR AFET GELİYOR DİYE ANONS YAPAN AMA BUSKİYE BASKI YAPIP YATIRIMLAR YAPMASI GEREKTİĞİNİ HATIRLATMAYAN, BÖYLE BİR REZİLLİKLE KARŞI KARŞIYA KALAN BELEDİYE MİDİR ŞUÇLU BİLMİYORUM. BİZ ÇOK KORKUYORUZ. NEDEN Mİ DİYE SORUYORSUN SANIRIM. HEMEN ANLATAYIM. YA BİZ DEPREM KUŞAĞINDA YAŞIYORUZ, YANİ HER AN DEPREMLE YAŞIYORUZ. 10 DAKİKADA ALTYAPISI ÇÖKEN, 2 GÜN İNSANLARA SU BİLE VEREMEYEN KURUMLAR, YETKİLİLER BİZİ KORKUTUYOR. DEPREM OLDUĞUNDA BİZ NE YAPARIZ. BUNLARIN SİSTEMLERİ BELLİKİ GÖÇECEK. SUYU DA GEÇTİK BUNLAR BİZİ ENKAZDAN FALAN ÇIKARAMAZLAR, YALNIZ KALACAĞIZ KORKUYORUZ. ETRAFIMIZ FABRİKALAR İLE ÇEVRİLMİŞ DURUMDA NASIL ÖLECEĞİMİZİ BİLE BİLMİYORUZ. GEMLİK'İ SEVİYORUM ANCAK BİZİ DÜŞÜNEN, BİZİM TEMEL YAŞAM STANDARTLARIMIZI SAĞLAYAN YÖNETİCİLER İSTİYORUM. ÇOK MU ŞEY İSTİYORUM ACABA DİYE DÜŞÜNÜYORUM. YOK YA FAZLA BİR ŞEY DEĞİL BUNLAR. YAĞMURUN OLDUĞU AKŞAM İSTANBUL YOLU DA KAPANDI. İNSANLAR SAATLERCE MAĞDUR OLDU. TEPELERDEN TAAAA HİSARTEPE'DEN VERDİK TRAFİĞİ, KRİZİ ÇÖZDÜK AMA O YOLU KULLANAN İNSANLAR GEMLİK'İ ASLA UNUTMAYACAK. NEYSE, ZEYTİN FESTİVALİ YAPAR UNUTTURURUZ BUNU DA. TAMAM TAMAM BUNU İSTEK OLARAK KABUL ETME, ÇIKARALIM BUNU... SENDEN BİR RİCAMIZ DAHA VAR GEMLİK HALKI OLARAK LÜTFEN DUY SESİMİZİ... BİZE İNSAN OLMANIN ŞARTLARINI SAĞLAYACAK, BİZİM SAĞLIĞIMIZI VE YAŞAM ŞARTLARIMIZI DEĞİŞTİRECEK, GEREKLİ YATIRIMLARLA, PLANLARLA ÖLMEMİZİ ENGELLEYECEK YEREL YÖNETİCİLER VE KURUM YÖNETİCİLERİ İSTİYORUZ TABİ BİRAZ DA VİZYONLU VE LİYAKAT SAHİBİ OLSUN. TAMAM TAMAM ABARTMIYORUM ÖZÜR DİLERİM. BİZE YARDIM ET RİCA EDİYORUM. HÜRMETLERİMLE TÜM GEMLİK HALKI ADINA SAYGILARIMLA..... " BÖYLE BİR MEKTUP YAZDIM UMARIM SİZİN DE İSTEKLERİNİZİ KARŞILAMIŞTIR DİYE UMUT EDİYORUM. HA BU ARADA MEKTUBU KİME GÖNDERECEĞİMİ SÖYLEMEDEN BİTİRİYORDUM YAZIMI NEREDEYSE... MEKTUPTA BAHSETTİĞİM, GÖREVLERİ BİZİ YÖNETMEK OLAN TÜM KURUM VE KURUM YÖNETİCİLERİNİ VE BU MEKTUBU ALLAH'A HAVALE EDİYORUM. SAYGILAR DİLERİM...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seçimin Kritiği</title>
<link>https://kiostv.net/secimin-kritigi</link>
<guid>https://kiostv.net/secimin-kritigi</guid>
<description><![CDATA[ Merhaba değerli okuyucu. Bu yeni sürecin, yeni başkanımızın Gemlik Halkı’na hayırlar getirmesini dileyerek başlamak istiyorum cümlelerime. Takvimler 2011 yılının Mart ayını gösteriyordu ve halkın teveccühü ile seçilen Dönemin Gemlik Belediye Başkanı Fatih Mehmet Güler 23 aydır görev yapmakta olduğu koltuğundan indirildi. Yani Gemlik’te sandıklardan Cumhuriyet Halk Partisi çıktığı hâlde Ak Parti’nin temsilcisi Sayın Refik Yılmaz göreve getirildi. Peki ne oldu bu Gemlik’e? Göreve getirilen, sonrasında da halkın oylarını almayı başarıp tekrar seçilen ve 96 ay Gemlik’in başında, Belediye Başkanlığı Koltuğu’nda oturan Sayın Başkan neler yaptı Gemlik’e şöyle bir bakalım: 5 sağlık ocağı 6 spor salonu 17 halı saha 9 mahalle... ]]></description>
<enclosure url="" length="94508" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 11:12:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ak parti, belediye, bursa, canlı yayın, chp, ders, destek, dolu, gemlik, ilçe, kaza, mehmet uğur sertaslan, okul, proje, refik yılmaz, seçim, TV, yerel seçim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okuyucu. Bu yeni sürecin, yeni başkanımızın Gemlik Halkı'na hayırlar getirmesini dileyerek başlamak istiyorum cümlelerime. Takvimler 2011 yılının Mart ayını gösteriyordu ve halkın teveccühü ile seçilen Dönemin Gemlik Belediye Başkanı Fatih Mehmet Güler 23 aydır görev yapmakta olduğu koltuğundan indirildi. Yani Gemlik'te sandıklardan Cumhuriyet Halk Partisi çıktığı hâlde Ak Parti'nin temsilcisi Sayın Refik Yılmaz göreve getirildi. Peki ne oldu bu Gemlik'e? Göreve getirilen, sonrasında da halkın oylarını almayı başarıp tekrar seçilen ve 96 ay Gemlik'in başında, Belediye Başkanlığı Koltuğu'nda oturan Sayın Başkan neler yaptı Gemlik'e şöyle bir bakalım: 5 sağlık ocağı 6 spor salonu 17 halı saha 9 mahalle konağı 9 piknik alanı 8 gençlik merkezi 10 basketbol sahası 4 kamu binası 8 okul 17 cami 1 hastane Cihatlı ve Toki Toplu Konutları Ayrıca daha yazamadığım sosyal, kültürel aktiviteler, etkinlikler ve hükümet destekli bir çok proje. Peki yerel seçimler öncesi herhangi bir siyasi partinin adayı sizi ziyarete gelse ve yukarıdaki listeyi önünüze koysa, "Bunları Gemlik'e kazandıracağım, bana oy verin" dese oy vermez miydiniz? Bence hepimiz oy verirdik. Fakat nedendir bilinmez, Refik Yılmaz bu seçim sürecinde yer almadı ve ardından seçim süreciyle ilgili bazı sorular belirdi. Bu seçimde Ak Parti'nin seçimi kazanamamasının sebepleri neler olabilir? Ak Parti Seçim Koordinasyon Merkezi'nin süreci iyi yönetememesi mi? İlçe Başkanlığı ile Belediye Başkanı arasındaki görüş ve fikir ayrılıkları mı? "Biz kimi aday göstersek kazanırız" minvalindeki söylemler mi? Bu aşırı güvenin arkasından sahaya geç inilmesi mi? Gösterilen adayın bir siyasetçi değil de sevilen sayılan bir iş insanı olması mı? Yoksa Belediye Başkanı'nın aday gösterilmemesi nedeniyle "mağdur" olması mı? Derneklere ve STK'lara gereken ilginin gösterilmemesi mi? Kitleye sahip meclis üyelerinin doğru konumlandırılamaması mı? MHP'nin seçim sürecinde Ak Parti'yle koordinasyon sağlayamaması mı? Kanun Hükmünde Kararname'nin açtığı yaralar ve buna ilişkin yapılan açıklamalar mı? Yukarıda yazmış olduğum liste daha uzar gider. Ancak gerçek değişmez. Ak Parti Gemlik Belediye Başkanlığı'nı kaybetmiştir. Nedeni ne olursa olsun, Mehmet Uğur Sertaslan, ismini CHP isminin dâhi önüne geçirip kendisini bir marka hâline getirerek bu seçimi kazanmıştır. Küçük bir anektod: Seçim öncesi bir canlı yayın programımda Ak Parti Gemlik İlçe Teşkilatı'nı eleştirirken aynen şu cümleleri kurmuşum: "Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı bir yıldır sahada kendini anlatıyor. Bu yerel seçim farklı. Ak Parti seçmeni kızgın. Bir an önce adayın açıklanması ve sahaya inmesi gerekiyor, eğer bu özgüven böyle devam ederse sandıkta Ak Parti'nin patlaması muhtemel" Yukarıda söylediklerimi sadece ben değil herhangi bir vatandaş da düşünebiliyordu elbet. Bu tabloyu gören ilçe teşkilatı durumu okumakta neden bu kadar zorlandı? Esas soru bu. Bu süreçten sonra da takkeyi önüne koyup düşünmek Ak Parti Gemlik İlçe Teşkilatı'nın ve Seçim Koordinasyon Merkezi'nin görevi sanırım. Belediye Başkan Adayı Sayın Berkay Bulut, efendiliğiyle, kalitesiyle, seçim sürecindeki barış söylemleriyle, klasik Ak Parti anlayışının dışında bir tavır sergilemesiyle seçimi kaybetse de gönüllerin kazananı olmayı başarabilmiştir. Bu noktada artık Belediye Başkanlığı görevine başlamış olan Mehmet Uğur Sertaslan'ın da seçim sürecindeki söylemleri bir o kadar barış ve sevgi dolu, bir o kadar birleştirici oldu. Ayrıca Sayın Refik Yılmaz'ın güvenlik veya başka türlü gerekçelerle devir teslime katılmaması da Gemlik Belediyesi Önceki Dönem Belediye Başkanı sıfatına hiç yakışmadı. Çünkü Refik Yılmaz her soruya cevap verebilecek kapasiteye sahip bir siyasetçi. Bana kalırsa bu durumun da üstesinden gelip barış ve kardeşlik söylemleriyle mührünü teslim edebilirdi. Türk Milleti'nin makama ve kişilere olan saygısını böyle bir organizasyonda yitirmeyeceğini, bu tip konularda hassas olduğunu gözden kaçırmış sanırım. Bu bağlamda Sayın Refik Yılmaz'a yaptığı hizmetlerden ve çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz. Önümüze baktığımızda, bu 5 yılda Gemlik'i ne bekliyor? Mehmet Uğur Sertaslan bir Belediye Başkanı olarak vizyon sahibi ve deneyimli bir siyasetçi. Gemlik'in sorunlarını da çok iyi biliyor. Kendisi makamına oturduğunda verdiği ilk demeçte şu cümle oldukça dikkatimi çekti: "Önceki başkanın az yaptıklarını biz daha çok yapacağız" dedi. Nedir önceki başkanın az yaptıkları? Gemlik Halkı mutlu olmak istiyor. Deniz, plaj, doyasıya güneş istiyor. Konserler aktiviteler istiyor. Sosyal ve kültürel etkinlikler istiyor. Taşınmayı dönüşmeyi geride bırakmak istiyor. Bursa'ya otobüsle ama ayakta yorularak gitmek istemiyor. Ailecek bir yerlere gitmek istiyor. Balık burada olsun istiyor. İstişare kanalları açık olan, danışan, fikre saygı duyan "Ben yaptım oldu" demeyen bir belediye istiyor. Kısacası Gemlik, mutlu ve yaşanılası bir kent olmak istiyor. Bu noktada da Sayın Sertaslan'ın çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Küçük dokunuşlarla halkın gönlüne girebilecek, yıllardır inatlaşılan küçük projeleri (Orhan Veli tabelası, Müze, Gemlik'in tarihinde yer alan isimlerin yaşatılması) hayata geçirerek Gemlikli'yi mutlu edebilecek gibi görünüyor. Ancak bu süreçte bir konuya çok dikkat edilmesi gerek. Gemlik'in TBMM'de bir Milletvekili var; Sayın Zafer Işık. Sertaslan ve Işık'ın yıllardır süregelen bir dostlukları olduğunu da biliyoruz. Bu noktada iki önemli isme önemli görevler düşüyor. Siyaseti bir kenara bırakıp Gemlik Aşıkları olarak Gemlik'e neler kazandırılabileceğine ve projelerin nasıl hayata geçeceğine odaklanmaları gerek. Yaşadığımız kent ve insanlarımız her şeyin en iyisini hak ediyor. Bunu bir fırsata çevirmenin tam zamanı. Saygılarımla.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seçebilmek</title>
<link>https://kiostv.net/secebilmek</link>
<guid>https://kiostv.net/secebilmek</guid>
<description><![CDATA[ Bu yazıyı kaleme alırken şöyle bir takvime bakıyorum ve seçime sadece 24 gün kaldığını görüyorum. Dolu dolu, tam 24 gün. Köy gezilerinde, ev ziyaretlerinde, esnafla buluşmalarda ter döken kendini yarışa kaptırmış adayların zaman zaman ince hesaplar yapacağı, zaman zaman bel altı vuruşların olacağı tam 24 gün. “Bu partinin adayı şöyle, şu partinin adayı böyle” diyerek tek tek adaylardan bahsetmeyeceğim zira adayların tamamı bilindik ve kalitesini ispatlamış, hepsi Gemlik’te yıllar yılı tanınmış ve kendilerinden iyi bahsettirmeyi başarmış isimler. Bu da ister istemez benim sürekli “Mutsuz Gemlik Halkı” olarak nitelendirdiğim halkın umutlanmasına, beklentilerinin yükselmesine, artık değişime hazırlanmasına sebep oldu. Peki 1 Nisan’da... ]]></description>
<enclosure url="" length="94508" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 07 Mar 2019 11:23:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>AMC, aşı, belediye, doğa, dolu, gemlik, haber, hes, hizmet, kar, körfez, proje, seçim, yağış, yerel seçim, zeytin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı kaleme alırken şöyle bir takvime bakıyorum ve seçime sadece 24 gün kaldığını görüyorum. Dolu dolu, tam 24 gün. Köy gezilerinde, ev ziyaretlerinde, esnafla buluşmalarda ter döken kendini yarışa kaptırmış adayların zaman zaman ince hesaplar yapacağı, zaman zaman bel altı vuruşların olacağı tam 24 gün. "Bu partinin adayı şöyle, şu partinin adayı böyle" diyerek tek tek adaylardan bahsetmeyeceğim zira adayların tamamı bilindik ve kalitesini ispatlamış, hepsi Gemlik'te yıllar yılı tanınmış ve kendilerinden iyi bahsettirmeyi başarmış isimler. Bu da ister istemez benim sürekli "Mutsuz Gemlik Halkı" olarak nitelendirdiğim halkın umutlanmasına, beklentilerinin yükselmesine, artık değişime hazırlanmasına sebep oldu. Peki 1 Nisan'da gökten huzur ve mutluluk yağışı mı bekleyeceğiz? Yoksa 1 Nisan şaka gibi bir gün mü olacak? Gemlik'in ihtiyacı vizyon sahibi bir belediye başkanı ve kurmayları. Gemlik'in ihtiyacı "Ben" demeyen "Hemşehrim" demeyen yöneticiler. Gemlik'in ihtiyacı "Yaptık oldu işte" demeyen bireyler. Gemlik'in ihtiyacı hizmet ederken halkın da sesini duyabilenler. Gemlik'in ihtiyacı biraz mutluluk. "Neden böyle oldu?" diye sordunuz mu kendinize hiç? Sonuçta bugün yaşadıklarımızın sorumlusu biraz da bizleriz. Ancak körelmiş zihinlerle, tek bir zümreye, tek bir bakış açısıyla hizmet etme anlayışı da buna sebep oldu. Yine de zarfları sandığa atarken içindeki mührün hangi kolonda durduğunu yalnız biz biliyoruz. Unutmamak gerek. İğneyi kendimize batırmadan Gemlik'i kurtarmak pek mümkün görünmüyor. Ya da "Ben o partiye oy attım" "Ben bu partiye oy attım" demek bizi rahatlatabilir mi sizce? Yok bu da olmadı. "Bütün Gemlik Halkı aynı gemideyiz" "Zeytinin Başkenti", "Körfezin İncisi" gibi sıfatlar şu an yaşamakta olduğumuz şehir kadar büyük ancak vizyonu kasaba kadar küçük Gemlik'in kendisiyle pek de alakası olmayan sıfatları. Bizim mahallede yaşayan Selim Amca'nın bu kavramlardan pek haberi yok maalesef. Selim Amca demişken biraz bahsedeyim. Selim Amca ne inci bilir ne de zeytini. Tek istediği emekliliğini geçirirken yaşadığı yerde huzurlu olmak; torunlarıyla gezerken bu anın tadını çıkarmak. Yani beklentisi sadece biraz mutluluk. Selim Amca'ya göre olması gereken, çağdaş bir ülkenin halkına biraz huzur biraz mutluluk sağlayabilmesi. Ben bu kez farklı olacak diye umuyorum. Ancak şimdilik sadece umuyorum. Belediyeleri yönetenlerin partiler değil de, bizim gibi insanlar olduğunu hatırlayacağımız günlerin geleceğini umuyorum. Seçtiğimiz insanların zihniyeti, vizyonu, anlayışı neyse yaşadığı yeri de öyle yapma hâli bitecek diye umuyorum. Selim Amca iyi bilir; sonuçta yılların tecrübesi. Bir yönetim gelir doğalgaza kavuşursun, bir yönetim gelir mahallenden belediye otobüsü geçmez. İşte bu noktada seçmenlerin de Selim Amca gibi bunu bilmesi gerekiyor. Seçeceği adayın "Ben yaptım oldu" demeyeceğini, eleştirilere açık olacağını, halkın mutsuzluğuna çözüm bulacağını ve eğer projelerini sadece kendi anlayışı ışığında yaparsa herkese erişemeyeceğini bilen bir aday olması gerektiğini görmesi gerek. Adaylar vatandaşın oyunu toplayabilmek için vizyonlarını, projelerini ve kendilerini anlatıyorlar ancak ne olursa olsun kimsenin koltuğunu garantiye alamayacağını anlatmak da vatandaşın görevi. Bu dönem adayların işinin biraz daha kolay olduğunu düşünüyorum. Ne yapmaları ya da ne yapmamaları gerektiğini son beş seneye bakarak çok rahat görebilirler. Sadece Gemlik Halkı'nın üzerine serpilmiş ölü toprağına üflemeleri gerekiyor. Her kesimin başkanı olmaları, problem çözme anlamında ekipleriyle odaklanmaları ve yalnız kendi fikirleriyle değil kolektif düşüncelerle istişare içerisinde proje üretmeleri gerekiyor. Çünkü Selim Amca'nın şimdilik marinaya ihtiyacı yok.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>